banner124

Bu haber kez okundu.

YA KAMERALAR OLMASAYDI?

İsmail Beker. Kadıköy’de yetmişinde bir diş doktoru. Beyefendiliği, nezaketi, kültürü davranışlarından ve konuşmasından hemen anlaşılıyor.
Kadın çalışanları ve hastaları dahil herkes tüm bunlara şahitlik ediyor. İsmail Bey, temizlik ve yemek işlerini yapmak üzere bir işçi firmasıyla anlaşıyor, firma da işçi olarak Türkmen asıllı Münire Saparaboye’ı gönderiyor.

Daha sonra kadın işçi kendi isteği ile işten ayrılıyor. İsmail Bey’in anlattığına göre firma kadın işçiyi ücretsiz tahsis ettiği evden çıkarınca firma ile bu kadın işçi arasında sorun çıkıyor ve karakolluk oluyorlar.
Kadın işçi, firma ile yaşadığı sorundan sonra nedense İsmail Bey’in yanına geliyor ve kendisinden 9 bin lira gibi bir ücret istiyor. İsmail Bey ise ücreti firmaya verdiğini ve kendisiyle bir alacak verecek ilişkinin olmadığını belirtiyor ama nafile. İşte olay tam da burada başlıyor.

Kadın işçi İsmail Bey’e parayı vermemesi halinde kendisine tecavüz ettiği iftirasını atacağını, eşini arayacağını, çevresine kendisinden hamile kaldığını söyleyeceğini belirtiyor.

İsmail Bey bu ücreti ödemeyeceğini belirtince kadın işçi telefonu almaya çalışıyor ve daha sonra da balkona çıkıp aşağı sarkarak kahvehaneden çay isteme rahatlığıyla aşağıdaki komşulara“Bakar mısınız, burada biri var, zorla tecavüz ediyor bana” cümlelerini kuruyor.
İsmail Bey ile kadın işçi merdivenlerden gayet sakin indikleri halde, kadınların yeryüzündeki koruyucuları (!) hiç boş dururlar mı? Daha sonra muhtar olduğu öğrenilen bir kadın, İsmail Bey’i kapıda tutup ortalığı ayağa kaldırıyor.

İsmail Bey gayet nazik bir şekilde böyle bir şeyin olmadığını, kadının iftira attığını, zaten kamera kayıtları olduğunu belirtmesine rağmen bu kadın iyice çirkefleşmeye başlayarak “Kadının beyanı esastır” cümlesini sarf edip İsmail Bey’in söylediklerinin hiçbirini dinlemiyor ve neticede halkı galeyana getirdiği için İsmail Bey birçok kişi tarafından linç ediliyor.
Olay anındaki suratına bakınca insanın midesini bulandıran bu kadın hiç boş durur mu? Sanki yanlarındaymış ve tecavüzün her anına tanıklık etmiş gibi, kendinden çok emin bir şekilde, yüzünden kanlar fışkıran İsmail Bey’in baş ucunda ağzından salyalar akıtarak “Burada bir kadına tecavüz girişiminde bulunan bir alçak adam var arkadaşlar” cümlesini kurup bağırıyor ve halkı galeyana getirmeye devam ediyor.
Böyle bir tecavüz girişiminin olmadığı, İsmail Bey’in suçsuz olduğu ve olayın aslı ise ancak kamera görüntüleri incelenince anlaşılıyor.

Peki ne olacak şimdi? Yüzlerce meraklı vatandaşın önünde, sokak ortasında, işyerinin önünde birçok kişi tarafından darp edilen, büyük bir iftiraya uğrayan, çok çirkin hakaretlere maruz kalan, sosyal medyada milyonlarca insana afişe edilen 70 yaşındaki bir diş doktorunun itibarı, şerefi ve haysiyeti ne olacak? Belki gerçekler ortaya çıkınca bir nebze rahatlamış olabilir ama geçirdiği bu büyük travmayı kim telafi edecek?
Peki ya kameralar olmasaydı? Kameralar olmasaydı İsmail Bey son dönemlerini hapiste ve sapık damgasıyla geçirecek, 70 yıllık itibarı, şerefi ve kariyeri yerle bir olacak, psikolojisi bozulacak, çocukları, ailesi, torunları kendisinden utanacak ve cezaevinde hakaretlere maruz kalmaya devam edecekti. Kadın işçi yine iftirayla bir başka erkeğe şantaj uygulayacak, İsmail Bey’i linç ettiren bu kadın muhtar ise çok büyük bir iştahla bir diğer kurbanını ısırmayı bekleyecekti.

Dr.Özgür Aydın Siirt

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.