Allah’ın zamanlar içinde mukaddes kıldıklarından biri de, üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
Üç ayların gelişi; yeniden derin bir tefekkürün, esaslı bir murakabenin ve kapsamlı bir nefis muhasebesinin yapılması için bizlere sunulmuş büyük bir fırsattır.
Dünya menfaati, makam ve mevki endişesi, nefsani arzuların baskısı, mal-mülk hırsı ve moda hâline gelen körü körüne taklitler, ne yazık ki günümüzde birçok insanı etkisi altına almıştır.
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki; dini hassasiyetler zayıflamış, menfaat kaygısı ve dünyevileşme hırsı çoğu zaman manevi değerlerin önüne geçmiştir.
İşte bu noktada, üç aylar ve üç ayların ilk kandili olan Regaip Kandili ayrı bir anlam taşımaktadır.
Yüce Allah (CC), kullarına olan sonsuz merhametinden dolayı bazı zamanları ve geceleri diğerlerinden daha kıymetli kılmış; bu müstesna vakitlerde yapılan dua ve tövbelerin kabul edileceğini müjdelemiştir.
Receb-i Şerif’in ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesine denk gelen Regaip Kandili de bu mübarek zamanlardan biridir. Cuma gecesinin kendisi zaten kıymetliyken, Regaip Kandili ile birleşmesi bu gecenin değerini daha da artırmaktadır.
Bu gece; yalvarış ve yakarışların Yüce Mevla’ya arz edildiği, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, umut, huzur ve müjde gecesidir.
Allah Teâlâ’nın kullarına olan lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok günahın bağışlanmasına vesile olması sebebiyle bu geceye Regaip Gecesi adı verilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), Regaip Kandili’nin içinde bulunduğu Recep ayında çokça dua eder, namaz kılar, oruç tutar; iyiliğin her çeşidini yapmaya ve sadaka vermeye büyük özen gösterirdi.
Bizler de bu üç aylarda geçmişimizin muhasebesini yapmalı, ibadetlerimize daha fazla yoğunlaşmalı, günahlardan arınarak manevi bir yenilenme sürecine girmeliyiz. Bu mübarek gün ve geceler, gündemin karmaşasıyla işgale uğramış gönüller için bir toparlanma ve asıl gündeme dönme zamanıdır.
Bu yıl üç aylar açısından ayrıca dikkat çekici bir durum yaşanmaktadır.
Aynı yıl içinde ikinci kez üç aylara giriyoruz.
Hicri takvime göre 10 Ocak’ta başlayan üç aylara, 21 Aralık’ta ikinci kez girilecek. Aynı yıl içinde iki defa yaşanan bu durum 32–33 yılda bir gerçekleşmektedir.
Üç ayların önemi insanlık tarihi boyunca hep kabul görmüştür. Cahiliye döneminde bile bu aylarda kılıçlar kınına sokulur, kanlı ihtiraslara sükûnet örtüsü çekilirdi.
Bu, üç ayların insanlık vicdanında nasıl bir karşılığı olduğunun açık bir göstergesidir.
Recep ayı; Regaip ve Miraç kandilleriyle, Şaban ayı Berat Kandili ile, Ramazan ayı ise Kur’an ve oruçla şereflenmiştir.
Enes bin Malik’ten (r.a) nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v), Recep ayı girdiğinde şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır.”
“Recep Allah’ın ayı, Şaban Resulullah’ın ayı, Ramazan ise ümmetin ayıdır.”
Üç aylar; muhasebe zamanıdır. Kendimizi denetleme ve değerlendirme açısından son derece önemlidir. Bir kez daha durup sormalıyız:
Bugüne kadar hep kendimiz için koştuk… Peki Allah için ne yaptık?
Bu ve benzeri sorularla bir iç muhasebe yapmak, bu mübarek gün ve gecelerin şuuruna ve bilincine varmak demektir.
Üç ayların bütün gün ve gecelerinde, kâinatın yaratıcısı, âlemlerin Rabbi olan bağışlayıcı ve merhametli Yüce Allah (CC) dualarımızı kabul buyursun.
Üç aylarınız mübarek olsun.