Pervari Belediye Başkanı Sayın Tayyar Özcan o günlerde, “Çocukluğumuz bu göl civarında geçti; kendimi bildim bileli ilk defa kuruduğuna şahit oldum.” derken aslında sadece bir gölün değil, bir hatıranın, bir alışkanlığın, bir yaşam biçiminin kuruyuşunu anlatıyordu.
O sözlerde hem şaşkınlık hem hüzün hem de gelecek adına duyulan kaygı vardı.
Yine Tarım İl Müdürümüz Mustafa Şanverdi, Bakanlık nezdinde yapılan il müdürleri toplantısında her ilin ilk gündem maddesinin kuraklık olduğunu ifade etmişti.
Bu, meselenin yalnızca bir bölgeye ait olmadığını; toprağın, suyun ve üretimin ülke genelinde alarm verdiğini gösteriyordu. Bizler de tatil aylarında bunu gözlemlemiştik. Kuraklık artık bir ihtimal değil, kapımızı çalan bir gerçekti.
Fakat rahmet kapıları kapalı kalmadı. Çok şükür ki Yaradan, salih kullarının dualarını geri çevirmedi. Beklenen yağışlar bereketle indi; Allah toprağa yeniden hayat üfledi.
Kuruyan dere yatakları suya kavuştu, göllerimiz suya kavuştu , yeraltı su seviyeleri yükseldi. Çatlamış toprakların yerini serin bir nem, tozlu rüzgârların yerini umut aldı.
Bugün Tayyar Başkan’ın sözünü ettiği o noktada, gölün yeniden can bulmuş hâlini görünce içim sevinçle doldu.
Çok değil dört beş ay önce kuruyan zeminin üzerinde şimdi suyun ışıltısı var.
Şükrettim.
Çünkü bu manzara sadece bir doğa olayının değil;şükrün, duanın ve umudun karşılığıydı.
İnşallah yağışlar devam eder ve Mayıs-Haziran döneminde su seviyesi daha da yükselir; göl eski ihtişamına kavuşur.
Dilerim ki bu yaşananlar bize suyun kıymetini, doğayla kurduğumuz hassas dengeyi ve şükrün bereketini bir kez daha hatırlatır. Çünkü su varsa hayat vardır; hayat varsa umut vardır.