MHP Siirt İl Başkanı Cengizhan Tükenmez’in açıklamaları ve AK Parti Siirt İl Başkanı Av. Bahri Caner Özturan’ın “sürecin takipçisi olacağız” yönündeki beyanları, tartışmaları daha da görünür hâle getirdi.
Ancak tüm bu iddialara rağmen, Siirt İl Sağlık Müdürlüğü cephesinden kamuoyunu tatmin edecek açık, kapsamlı ve şeffaf bir açıklama hâlâ yapılmış değil.
Oysa konu artık basit bir “iddia” olmanın çok ötesindedir. Pazartesi günü ilimize gelmesi beklenen müfettişlerin yapacağı inceleme, meselenin ne denli ciddiye alındığını da açıkça ortaya koymaktadır. Zira ortada, somut biçimde tartışılan kamu zararı ihtimali bulunmaktadır.
Bu noktada bazı soruları sormak artık bir tercih değil, zorunluluktur:
• Bütçesi bulunmayan bir kalem için hangi yetkiye dayanılarak ihaleye çıkılmıştır?
• Bu sürecin talimatı kim tarafından verilmiş, hukuki dayanak olarak ne gösterilmiştir?
• 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun saydamlık, rekabet, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri (m.5) gerçekten gözetilmiş midir?
• 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması yönündeki hükümleri (m.8–9) hangi ölçütlerle dikkate alınmıştır?
Temizlik İhalesi: Artan Baskı İddiaları
Özellikle temizlik ihalesi söz konusu olduğunda soru işaretleri daha da büyümektedir. Temizlik bütçesinin artırılması amacıyla hastaneler ve personel üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir baskı kurulduğu iddiaları doğru mudur?
İhaleyi alan firmanın Kamu İhale Kurumu’na yaptığı başvurunun gerekçesi nedir? Bu başvurunun arka planında, sunulması zorunlu belgelerin eksik ya da hatalı olduğu yönünde iddialar mı bulunmaktadır?
Mefruşat İhalesi: Rekabetin Daraltıldığı İddiası
Mefruşat ihalesi ise hukuken çok daha vahim bir tabloyu işaret etmektedir. İddialara göre; Devlet Malzeme Ofisi’nin uzun süredir emsal kabul edilen ve rekabeti genişleten teknik şartnamesi kullanılmamış, bunun yerine fiilen yalnızca belirli bir firmayı işaret eden özel bir şartname hazırlanmıştır.
Oysa 4734 sayılı Kanun’un 12. maddesi son derece açıktır:
Teknik şartnameler rekabeti daraltamaz, belirli bir marka veya modeli işaret edemez.
Şartnamenin piyasayı dışlayıcı biçimde daraltıldığı iddiası, ihaleye yalnızca iki isteklinin katılmış olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde; rekabetin fiilen ortadan kaldırıldığı, eşit muamele ilkesinin zedelendiği ve kamu yararının geri plana itildiği yönündeki kaygıları güçlendirmektedir.
Bu tablo, 4734 sayılı Kanun’un 5 ve 12. maddelerinin ihlali tartışmasını doğrudan gündeme taşımaktadır.
Yaklaşık Maliyete Yakın Teklifler: Tesadüf mü?
Üç ihaleye teklif veren firmaların, idarece belirlenen yaklaşık maliyetlere dikkat çekici biçimde yakın teklifler sunmuş olmaları da görmezden gelinemez. Bu durum bir tesadüf müdür, yoksa ihale süreçlerinde şeffaflık ve rekabet ilkelerini zedeleyebilecek bir şaibe ihtimali mi söz konusudur? Bu soruların, yürütülecek denetimlerde objektif verilerle yanıtlanması kamu yararı açısından zorunludur.
MHP İl Başkanı Cengizhan Tükenmez’in paylaşımlarına göre; üç ihaleden biri iptal edilmiş, diğer ikisi ise müfettiş incelemesine alınmıştır. Denetim sürecinin başlatılmış olması bile, başından beri dile getirilen endişelerin ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.
Laboratuvar İhalesi: Fiyat Farkı İzaha Muhtaç
Ancak en çarpıcı tablo laboratuvar ihalesinde karşımıza çıkmaktadır. Diyarbakır’da aynı firma tarafından 0,28 puanla sunulan bir hizmetin, Siirt’te 0,68 puan gibi olağan dışı bir oranla ihaleye verilmesi; “piyasa koşulları” gibi yüzeysel açıklamalarla geçiştirilemez. Burada yalnızca fiyat farkı değil, rekabetin sağlanıp sağlanmadığı, eşit muamele ilkesinin korunup korunmadığı ve kamu yararının gözetilip gözetilmediği sorgulanmaktadır (4734 m.5 ve m.40).
Bu nedenle kamuoyunda şu sorular yüksek sesle sorulmaktadır:
Diyarbakır merkezli bir medikal firmayla çıkar ilişkisi ya da yakınlık iddiası var mıdır?
Eğer yoksa, bu iddialar neden açık ve net biçimde yalanlanmamaktadır?
Hukuki Sorumluluk Kaçınılmazdır
Yapılacak incelemeler sonucunda;
• Kamu zararı (5018 m.71),
• Görevi kötüye kullanma (TCK m.257),
• İhaleye fesat karıştırma (TCK m.235)
veya başka bir usule aykırı işlem tespit edilirse, sorumlular hakkında hem idari hem de adli süreçlerin gecikmeksizin işletilmesi gerekir.
Kamu kaynakları kişisel inisiyatiflere bırakılamaz. Harcanan her kuruşun hesabı millete verilmek zorundadır.
Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
İhalelerin perde arkasını, iptal kararlarının gerekçelerini ve denetim sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğiz.
Açıkça söyleyelim:
Eğer hata, ihmal ya da bilinçli tercihler sonucu kamu zararı doğmuşsa; “yanlış anlaşılma” söylemlerinin arkasına sığınılmasına izin verilmemelidir. Gerekli disiplin, tazmin ve cezai yaptırımlar tereddütsüz uygulanmalı; adalet yalnızca tecelli etmekle kalmamalı, toplum tarafından da hissedilmelidir.
Bu mesele sıradan bir ihale dosyası değildir.
Bu mesele, kamu vicdanının ve hukuka olan güvenin sınavıdır.