Aslında kamuoyunun beklentisi son derece basit: Açık, net, hukuka uygun bir açıklama ve şeffaf bir denetim süreci.
Ne var ki yaşananlar, bu beklentilerin tam tersine işaret ediyor.
Gerek yaptığımız haberlerde ortaya koyduğumuz bulgular gerekse MHP Siirt İl Başkanı Cengizhan Tükenmez’in kamuoyuna açık ve net açıklamaları ortadayken; beklenen müfettiş hâlâ gelmedi, kapsamlı bir inceleme ise hâlâ başlatılmadı. Buna karşın, tartışmaları doğrular nitelikte ihale iptal kararları sessiz sedasız yayımlanmaya başladı.
Bu süreçte bir gerçek daha netleşti:
Siirt sahipsiz değildir.
MHP Siirt İl Başkanı Cengizhan Tükenmez, kararlı ve ısrarlı çıkışlarıyla bunu Siirt kamuoyuna açıkça göstermiştir.
EKAP’ta yer alan iptal gerekçesi aynen şu şekildedir: “2026 yılı için ihale bedelinden daha düşük bir bütçe ayrıldığı ve yeterli bütçe oluşturulamadığı için ihalenin iptaline karar verilmiştir.”
Bir kamu kurumunun ihale açarken bütçe planlamasını yapamaması, başlı başına ciddi bir idari kusurdur. Üstelik bu durum hukuken de nettir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu açıkça şunu söyler: İdareler, ödeneği bulunmayan bir iş için ihale ilanına çıkamaz.
Ancak bugün karşımızda; ilanı yapılmış, süreçleri işletilmiş ve sonunda “bütçe yokmuş” denilerek iptal edilmiş bir ihale tablosu duruyor.
Bu tablo basit bir “usul hatası” değildir. Aynı zamanda kamu zararı riskini doğuran bir süreçtir.
İhale ilanları, hazırlıklar, değerlendirme aşamaları ve idari işlemler için harcanan zaman ve kaynaklar boşa gitmiştir. Firmaların katılım iştahı zedelenmiş, rekabet ortamı daralmış, kamu yönetimine duyulan güven yara almıştır.
Bunun adı nettir: Kamu zararı.
Yaşananlar iki ihtimali akla getiriyor:
Ya planlama en baştan hatalıydı ki bu, kamu kaynaklarının sorumsuzca yönetildiğini gösterir.
Ya da idare, tartışmaların ve iddiaların üzerine gitmek yerine iptal kararını bir kalkan olarak kullanmaktadır.
Her iki ihtimal de kabul edilemez.
Evet, ihale iptali idarenin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak hukukun temel ilkeleri açıktır:
Takdir yetkisi keyfî kullanılamaz.
Gerekçesi açık, ölçülü ve denetlenebilir olmak zorundadır.
“Bütçe yetmedi” demek; bu ölçütleri karşılamadığı gibi, kamuoyunda güven de oluşturmaz.
Çünkü asıl soru hâlâ ortada duruyor:
Bu ihaleler baştan beri usule uygun muydu?
Eğer uygunduysa, neden bütçe hesabı yapılmadan ilana çıkıldı?
Uygun değilse, neden bugüne kadar gereği yapılmadı ve neden müfettiş hâlâ sahada değil?
Şeffaflığın olmadığı yerde, hukuki tartışmaların yerini şüphe alır.
Siirt’te bugün yaşanan tam olarak budur.
Kamu idaresinin görevi; iddiaları görmezden gelmek değil, denetimi işletmek ve kamuoyunu tatmin edecek açıklamaları yapmaktır.
Aksi takdirde, iptal kararları sorunları örtmez; tam tersine kamu zararını ve sorumluluğu daha görünür hâle getirir.





