Geçmişlerinden bugüne taşıdıkları bir ruhları, bir hafızaları vardır. Siirt de bu şehirlerden biridir.
Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin, kültürlerin ve hayat biçimlerinin izlerini taşıyan Siirt; Anadolu ile Mezopotamya arasındaki kadim coğrafyanın önemli merkezlerinden biri olmuştur.
Bu toprakların en güçlü taraflarından biri, farklılıkların yan yana yaşayabilme tecrübesidir. Şehrin hafızasında yalnızca tarih değil; komşuluk, dayanışma, karşılıklı saygı ve birlikte yaşama kültürü de vardır.
Bu nedenle Sayın Valimizin Siirt’i “barış, kardeşlik ve hoşgörü içerisinde yaşayan kadim bir medeniyet şehri” olarak tanımlaması son derece kıymetlidir.
Çünkü gerçekten de Siirt’e en çok yakışan kelimelerden bazıları bunlardır: barış, kardeşlik ve hoşgörü.
Ancak böylesine güçlü kavramlar dile getirildiğinde, insan ister istemez onların günlük hayattaki karşılığını da görmek istiyor.
Barış yalnızca meydanlarda söylenen güzel bir söz olmamalıdır. Kardeşlik yalnızca törenlerde hatırlanan bir temenniye dönüşmemelidir. Hoşgörü ise yalnızca geçmişimizi anlatırken övündüğümüz bir değer olarak kalmamalıdır.
Bu kavramların gerçek anlamı, farklı düşündüğümüz insanlarla kurduğumuz ilişkilerde ortaya çıkar.
Tam da bu noktada, kamuoyunda bir süredir Sayın Valimiz ile AK Parti İlçe Teşkilatları arasında bir mesafe bulunduğuna ilişkin oluşan algı ister istemez dikkat çekiyor.
Burada mesele kimin haklı, kimin haksız olduğu değildir. Mesele, Siirt gibi birlik ve beraberlik vurgusunun güçlü olduğu bir şehirde, kamu kurumları ile şehrin siyasi temsilcileri arasındaki iletişim kanallarının mümkün olduğunca açık tutulmasıdır.
Çünkü valilik makamı, niteliği gereği şehrin tamamına hitap eden bir makamdır.
Siyasi partiler ise demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplumuyla, yerel yönetimleriyle ve kamu kurumlarıyla şehir hayatını oluşturan bütün yapıların sağlıklı bir iletişim içerisinde olması, en başta o şehirde yaşayan insanların yararınadır.
Elbette kurumlar arasında zaman zaman görüş ayrılıkları olabilir. İnsanlar arasında kırgınlıklar, iletişim problemleri ya da farklı değerlendirmeler yaşanabilir. Bunlar hayatın doğal akışı içerisinde mümkündür.
Fakat devlet yönetiminin ve siyaset kurumunun büyüklüğü, tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar.
Mesele hiç sorun yaşamamak değil, sorunları diyalog yoluyla aşabilmektir.
Üstelik söz konusu şehir Siirt ise bu beklenti daha da anlamlıdır.
Çünkü yüzyılların birikimini taşıyan bu şehrin bize öğrettiği şeylerden biri de farklılıkların kalıcı, kırgınlıkların ise geçici olması gerektiğidir. Şehirler kişisel mesafelerden, siyasi tartışmalardan ve günlük polemiklerden daha büyüktür.
Bugün ihtiyaç duyulan da aslında çok basittir:
Bir masa.
Bir sohbet.
Karşılıklı birkaç samimi cümle.
Belki de yıllardır büyüdüğü düşünülen mesafeleri ortadan kaldırmak, sanıldığından çok daha kolaydır.
Sayın Valimizin Siirt’in barış, kardeşlik ve hoşgörü kültürüne yaptığı vurgu bu nedenle önemli bir fırsat olarak da görülebilir. Bu güzel ifadelerin ardından atılacak samimi bir diyalog adımı, verilen mesajı çok daha anlamlı hâle getirecektir.
AK Parti İlçe Teşkilatlarıyla veya şehrin herhangi bir siyasi temsilcisiyle yaşanan bir mesafenin diyalog yoluyla ortadan kaldırılması, hiç kimsenin geri adım atması anlamına gelmez.
Tam tersine, bu şehir adına ileriye doğru atılmış bir adım olur.
Çünkü Siirt’in ihtiyacı yeni kırgınlıklar değil; ortaklıkları çoğaltmaktır.
Yeni mesafeler değil; insanlar ve kurumlar arasındaki mesafeleri azaltmaktır.
Ve belki de en önemlisi, kürsülerde dile getirdiğimiz barış, kardeşlik ve hoşgörü kavramlarını günlük hayatımızın da bir parçası hâline getirmektir.
Siirt’in binlerce yıllık hafızasına yakışan da budur.
Kapıları kapatmak değil, açmak.
Mesafeleri büyütmek değil, azaltmak.
Kırgınlıkları sürdürmek değil, konuşabilmek.
Çünkü kadim şehirlerin en büyük gücü, geçmişlerinden aldıkları dersleri bugünün ilişkilerine taşıyabilmeleridir.
Ve Siirt, bunu yapabilecek kadar köklü bir şehirdir.





