YEREL HABERLER

Turhan Koyuncu’nun Kaleminden “Birileri Bana Doğrudan Teminin Açılımını Yapsa”

Doğrudan Temin, Olağanüstü Durumlar İçin mi Kullanılıyor?

Kamu alımlarında doğrudan temin, mevzuatta belirlenen özel şartlar ve özellikle acil, öngörülemeyen ihtiyaçlar gibi durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Amaç, olağanüstü koşullarda kamu hizmetinin aksamasını önlemektir.

Ancak iddia edilen uygulama, bu yöntemin istisnai olmaktan çıkarılıp rutin bir satın alma yöntemine dönüştürülüp dönüştürülmediği sorusunu gündeme getiriyor.

İddiaya göre 8 aylık bir dönem içerisinde 2 bin 176 adet alım, 3-4 parçaya bölünerek ilana çıkılmadan doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmiş.
Eğer bu alımların aynı veya benzer ihtiyaçların parçalanması suretiyle yapıldığı ve böylece ihale usulünden kaçınıldığı tespit edilirse, konu yalnızca bir satın alma tercihi olmaktan çıkar ve kamu ihale mevzuatı açısından ciddi biçimde incelenmesi gereken bir durum haline gelir.

Burada sorulması gereken temel soru şudur:

Gerçekten birbirinden bağımsız ve öngörülemeyen ihtiyaçlar mı söz konusu, yoksa ihale yapılması gereken alımlar parçalara bölünerek doğrudan temin kapsamına mı sokuldu?

Çünkü kamu ihale sisteminin temel amacı; rekabeti, şeffaflığı, eşit muameleyi ve kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlamaktır.
İhale yapılması gereken bir alımın, sınırların altında kalacak şekilde bölünerek doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmesi halinde, bunun hukuki ve idari sonuçlarının ortaya konulması gerekir.

2 bin 176 alımın 8 ay gibi kısa bir dönemde gerçekleştirilmiş olması, özellikle alımların niteliği, tutarları, aynı ihtiyaçla bağlantıları ve neden doğrudan temin yönteminin tercih edildiği konusunda kamuoyunun aydınlatılmasını zorunlu kılıyor.

Devletin koyduğu ihale kuralları, yine devlet adına işlem yapan kurum ve yöneticiler tarafından uygulanmak zorundadır. Bu nedenle mesele, “kaç ihale yapıldı?” sorusundan ibaret değildir.

Asıl mesele şudur:

İhale yasasının amacı ve ruhu korunmuş mudur?

Eğer kamu kaynakları kullanılarak yapılan alımlar sistematik biçimde bölünüyor ve böylece ilanlı ihale süreci devre dışı bırakılıyorsa, bunun ilgili denetim ve hukuk mercilerince tüm yönleriyle araştırılması gerekir.

Kamuoyu da doğal olarak şu soruların cevabını bekliyor:

* 2 bin 176 doğrudan teminin her biri hangi ihtiyaç için yapıldı?
* Alımlar gerçekten birbirinden bağımsız mıydı?
* Aynı mal veya hizmet alımları bölünerek mi gerçekleştirildi?
* Hangi firmalardan alım yapıldı?
* Aynı firmalar tekrar tekrar doğrudan temin yoluyla mı tercih edildi?
* İhale yapılması halinde oluşabilecek rekabet ve fiyat avantajından neden yararlanılmadı?
* Bu alımlarla ilgili iç ve dış denetim süreçleri işletildi mi?

Bu soruların cevabı belgeler üzerinden verildiğinde, kamuoyunun kafasındaki soru işaretleri de ortadan kalkacaktır.

Çünkü kamu kaynakları söz konusu olduğunda şeffaflık bir tercih değil, kamu yönetiminin temel sorumluluklarından biridir.