İNSANLAR İYİ ATLARA BİNİP GİTMEDİ

Yaşar Kemal’in; Çukurova’da yaşanmış bir olaya dayanan Demirciler Çarşısı Cinayeti isimli romanının girişindecoğrafyada yaşanan kötülük, zulüm, yoksulluk ve haksızlıkları dile getirmek için "O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık." der.

Musa (A.S) ve Firavun, İbrahim (A.S) ve Nemrut, Habil ve Kabil fıtratlı insanların birlikte yaşadığı bir dünyadayız.

Ne yazık ki her geçen gün Musa (A.S), İbrahim (A.S) Habil fıtratlı insanların sayısı azalıyor.

Ama gene de ümit var olmamızı sağlayan ve şükür ki yüreğimize su serpen İyi insanların iyi atlara binip gitmediğine dair olaylarla ve insanlarla karşılamıyoruz.

Yüzlercesine şahit olduğumuz, yaşadığımız ve duyduğumuz içimizi ısıtan bir iki olayı okuyun istedim.

Yıllar önce İstanbul’da havaların aşırı soğuk olduğu bir günde, zatın biri evinin penceresinden dışarıyı seyrediyormuş.
Yoğurtçunun sesini duyup, hanımına “bir kap getir yoğurt alayım” der. Hanımı “yoğurt var. İhtiyacımız yok” deyince, adam “Bizim ihtiyacımız yok ama yoğurtçunun ihtiyacı var ki bu soğukta sokaktan üçüncü geçişi…” der…

Yakın zamanda TV haberlerinde ve sosyal medyada mutlaka rastlamışsınızdır; Elazığ’da 4 çocuk, sabahın erken saatlerinde su almak için gittikleri büfe kapalı olunca dolaptan sularıaldıktan sonra yürekleri ısıtan bir davranış sergiledi.

Çocuklar, aldıkları suların parasını büfenin güvenlik kamerasına önce aldıkları suları, ardından da parasını göstererek dükkânın girişine bırakır.

Sabah iş yerini açmak için gelen esnaf, girişteki parayı görünce güvenlik kamerasına bakar ve kamera kayıtlarındaki o anlardan dolayı, çocukların yaptığı bu örnek davranıştan dolayı büyük mutluluk yaşar.

Bir TV programında çocukluk anılarını ve o zamanın İstanbul ve Ankara’sını anlatan Yazar Ayşe Kulin’in babaannesi ile yaşadığı güzel ahlak, komşuluk adabı ve nezaket üzerine etkileyici bir anısına denk gelmiştim.

Ayşe Kulin’in anlattığı babaannesi ile yaşadığı olay kısaca şöyle;Çocukken bir gün bahçede oynayan Ayşe Kulin, komşunun bahçesindeki eriklere imrenir.

Durumu fark eden babaannesi, komşuya seslenerek "Ayşe'nin canı erik çekti, biraz toplayabilir miyiz?" diyerek onlardan erik ister.

Ayşe Kulin, kendisi böyle bir şey istemediği için haliyle babaannesine çok kızar ve "Neden yalan söylüyorsun, ben öyle bir şey istemedim ki!" diye tepki gösterir.

Babaannesi onu mutfağa götürür ve komşudan gelen tabağı boşaltıp, kendi pişirdikleri et yemeğinden komşunun tabağına koyar ve Ayşe Kulin'e dönerek "Komşudan gelen tabak asla boş gitmez kızım. Senin için o erikleri istedim ki, biz de komşumuzun tabağına karşılıksız yemek koyup onlara verebilelim; bu sayede hem sen erik yemiş oldun hem de mahcup etmeden komşuluk ilişkisini yerine getirmiş olduk." der.

Ve konuyu bağlarken de "Bu şekilde öğrendiğim dinimi, ….." demiş Ayşe Kulin Hanım.

Türkiye'nin farklı bölgelerinde birkaç kezdir yaşanan duygu dolu bir başka olayda kamyon kasasına yuva yapan kuşlarla ilgilidir.
En bilineni ise Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde geçimini kamyon şoförlüğüyle sağlayan A D'ın başına gelendi. A D, kasasına kumrunun yuva yapıp yumurtladığını fark edince, yavrular uçana kadar bütün işleri reddedip aracını yerinden oynatmamıştı.

Benzer bir olayda yakında Bilecik’te yaşandı. Bilecikli tır şoförü S. A, yola çıkmak üzereyken aracının üstüne bir kuşun yuva yaptığını ve yavrularının bulunduğunu gördü.
25 yıldır tır şoförü aracı hareket ettirdiğinde anne kumrunun yavrularını bırakacağını düşünerek, kumruyu ve yavruları rahatsız etmemek için kuşlar yuvadan uçup gidinceye kadar çalışmayacağını, aracını hareket ettirmeyeceğini ifade etmişti.

Ez cümle;

Ne kimse bizden incinsin ne de biz kimseyi incitelim!

Ve Hayatta

Adil insanlarla,

İyi insanlarla,

Vicdanlı insanlarla,

Kuldan utanması olan insanlarla karşılaşmanız dileği ile...