Geçen ay Siirt’te esnaf ve sanatkârların oda seçimleri yapıldı.
Bu tür seçimler çoğu zaman gündemin içinde kaybolur; sandık kurulur, genellikle tek adayla seçime gidilir ve hayat devam ederdi. Ancak bu kez tablo farklıydı:
Esnafın artan bilinciyle ve yönetici olma arzusuyla neredeyse her oda seçimi yarışmalı geçti. Bu, göz ardı edilmiş bir gerçeğin uyanışıydı : Esnaf odaları şehrin ekonomik damarlarına yön veren kurumlardır.
Çünkü o odalarda alınan kararlar doğrudan cebimize dokunur.
Ekmek fiyatı ve gramajı…
Etin kilogramı…
Berber ücreti, servis tarifesi ve temel hizmetlerin bedeli vs…
Bu kalemlerin önemli bir bölümü ilgili odaların belirlediği tarifelerle şekillenir. Fiyat artışlarının tek kaynağı her zaman odalar değildir; piyasa koşulları, maliyetler ve denetim mekanizmaları da rol oynar. Yine de halkın çoğu kez siyaset kurumuna mal ettiği zamların bir kısmı, o “gözden uzak masada” tartışılır ve fişimize yansır.
Bu yüzden oda seçimleri dar bir meslek içi yarış değil, yerel ekonominin yönünü belirleyen tercihlerdir.
Peki siyaset bu süreçte nerede durmalıdır?
Siirt özelinde bu soru daha da kritik.
Esasında temel ilke nettir: Siyasetçi halktan yana, oda ise esnaftan yana durur.
Esnaf dükkânına giren müşterinin kimliğine, kökenine ya da aidiyetine bakmaz; ticaretin doğasında ayrım değil, güven vardır.
Siyaset ile meslek örgütü arasındaki sınır bulanıklaşırsa denge bozulur.
Oda seçimlerinin siyasi kamplaşmanın alanına dönüşmesi, meslek örgütlerini asli görevlerinden uzaklaştırır ve yöneticiyi “üyemin hakkı” ile “ait olduğum çevre” arasında bırakır.
Siyasetçinin sorumluluğu halkın alım gücünü, sosyal dengeyi ve tüketiciyi korumaktır.
Odanın sorumluluğu ise esnafın sürdürülebilir kazancını ve mesleki haklarını savunmaktır.
Sağlıklı bir ekonomik düzen, bu iki yapının bağımsız ama dengeli durmasıyla mümkündür.
Esnaf odaları zayıflarsa esnaf sahipsiz kalır.
Siyaset halktan uzaklaşırsa tüketici korunamaz.
Bu yüzden mesele yalnızca bir seçim değil, temsil meselesidir. Günlük hayatımızı belirleyen kararların hangi anlayışla alındığı önemlidir.
Belki çoğumuz sandık başına gitmiyoruz, belki adayları tanımıyoruz. Ama gerçek değişmez: O masada alınan karar ertesi sabah mutfağımıza, hayatımıza girer. Esnaf oda seçimleri “önemsiz” değildir; biz küçük gördüğümüz için küçük görünür.
Göreve gelen başkanlardan beklenti nettir: Siyasi söylemin gölgesine sığınmadan meslek örgütlerinin gerçek sorunlarına odaklanmak; tarifeleri belirlerken hakkaniyeti ve vicdanı gözetmek; hem esnafın hem de tüketicinin güvenini korumak.
Şimdi yeni yönetimleri bir imtihan bekliyor: Ramazan.
Esnafımızdan Ramazan ayının ruhuna uygun bir hassasiyet… Mübarek ayın rahmetini, mağfiretini ve bereketini fırsatçılığa kurban etmemeleri; Ramazan “RamaZam”a dönüşmemelidir.