Devlet memurları gerçekten STK’ların başında olabilir mi? STK’lar bağımsızdır, kendi kuralları vardır. Peki, memur yönetici olursa bu bağımsızlık zarar görür mü?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu açık: Memurlar görevleriyle çelişen işler yapamaz. Mesai saatlerinde memuriyet görevini bırakıp STK işleri yürütmek yasak ve sorun yaratabilir. Parasal veya sorumluluk gerektiren görevler hukuki ve disiplin açısından risklidir. Devlet kaynaklarını kullanmak veya karar süreçlerini etkilemek de doğrudan çıkar çatışması demektir. Yani memur önce kamu çıkarını düşünmek zorundadır.

Toplumsal açıdan da benzer sorunlar ortaya çıkıyor. Memurlar STK yönetiminde olursa, insanlar o STK’yı “devletin uzantısı” gibi görmeye başlar. Kararlar tarafsız mı, yoksa memurun etkisiyle mi alınıyor, diye sorgulanır. Üyeler de özgürce düşüncelerini paylaşamaz hale gelir. Böylece STK’ların ruhu olan bağımsızlık ve sivil katılım tehlikeye girer.

Her durum riskli değil. Memurlar, STK’ya karar almayan, danışman veya teknik destek veren görevlerle katkı sağlarsa sorun azalır. Hem hukuki risk minimuma iner hem de STK’nın bağımsızlığı korunur. Böylece hem devlet işi hem de sivil sorumluluk dengede tutulmuş olur.

Vali Kızılkaya, Şehir İçi Ulaşım Kooperatif Başkanlarını Kabul Etti
Vali Kızılkaya, Şehir İçi Ulaşım Kooperatif Başkanlarını Kabul Etti
İçeriği Görüntüle

Ne var ki uygulamada durum bazen çok farklı. Diyelim ki bir STK başkanı memurdur ve çalıştığı yerde bir vali, üç vali yardımcısı, bir müdür, iki müdür yardımcısı ve birkaç şef üstü varsa… Böyle bir yapının nasıl sivil ve bağımsız olduğunu anlamak zor. Dahası, yardım dağıtan bir STK’nın başındaki memura çalıştığı kurum yetkilileri “Şuralara da yardım yap” dese, hayır diyebilir mi? Peki ya yardım almak için kamu kurumunda sıraya giren vatandaşa, ziyaret için kamu kurumundaki makamı tercih edenlere ne demeli?

Benzer şekilde, aynı anda birden fazla STK’da yönetici olmak da ayrı bir sorun. Bir kişi hem burada hem orada söz sahibiyse işler karışır, çıkar çatışması kaçınılmaz olur. Hangi kararın gerçekten STK’nın yararına, hangisinin memurun başka görevleri veya bağlantıları yüzünden alındığını anlamak zorlaşır. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Tersinden bakacak olursak, memur olmasına rağmen STK bağlantılarıyla kendi üstleriyle kurumsal hiyerarşiyi zorlayanlar da var. Böyle kişiler hem çalışma ortamını karmaşık hâle getiriyor hem de STK ile devlet arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor. Bu durumda ne bağımsızlık kalıyor ne de sivil katılım; hem kurum içi düzen hem de halkın güveni zedeleniyor.

Ancak tüm bu dezavantajlara rağmen, STK yöneticiliğini memuriyet görevine herhangi bir ihmal veya zarar vermeden yerine getirenler olduğunu da unutmamak gerekir. Bu, konunun tamamen karamsar olmadığını gösteriyor ve doğru rol ve sorumluluklarla hem devlet işi hem sivil görev bir arada yürütülebiliyor.

Sonuç olarak, memurlar STK’larda görev alabilir. Ama kritik olan bağımsızlık, şeffaflık ve çıkar çatışmasını önlemektir. Yoksa memurun varlığı, STK’nın sivil kimliğini gölgeleyebilir.