Hele konu, yıllardır gelişmişlik yarışında gerilerde kalmış bir şehrin bütün umutlarını bağladığı bir kurumsa, sessizlik artık bir seçenek değildir.
Sözünü ettiğim kurum: Siirt Üniversitesi.
Bir kurum hakkında birden fazla yazı yazmayı sevmem; zira kimi zaman kişisel bir meseleymiş gibi algılanır. Oysa aklı selim herkes bilir ki mesele kişi değil, bir kentin kaderidir. Asıl sorun ise üniversitenin eleştirilere karşı sergilediği duyarsızlık, kayıtsızlık ve aynı hatalarda ısrar etmesidir.
Üniversitenin anlamı açıktır:
Öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültesi, mühendis yetiştiren Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, doktor yetiştiren Tıp Fakültesi, veteriner yetiştiren Veterinerlik Fakültesi, ziraat mühendisi yetiştiren Ziraat Fakültesi…
Gıdadan el sanatlarına, kamu yönetiminden hayvancılığa kadar geniş bir etki alanına sahip dev bir yapıdır üniversite.
Kısacası: Bir şehrin aklıdır, vicdanıdır, geleceğidir. En önemli kurumudur.
Siirt Üniversitesi, 2018’de tarım ve hayvancılık alanında “ihtisas üniversitesi” ilan edildi. Yani bu kentin ekonomik yolculuğunda en kritik görevi üstlenmesi beklenen kurumun ta kendisi.
Tarım gelişecekse, hayvancılık güçlenecekse bakılması gereken ilk adres üniversitedir ya da öyle olması gerekir.
Fakat gelin görün ki üniversite bugünlerde ihtisas alanıyla değil, Tarım İl Müdürlüğü’nün kestiği ceza ile gündemde.
ALO 174’e yapılan bir ihbar sonucu, ARI-MER’in ürettiği ballar denetleniyor. Üniversitenin satış ofislerinde bulunan bu ballarda, mevzuata göre her ambalajlı üründe bulunması zorunlu olan bilgiler yok:
Menşe belli değil, üretim tarihi yok, net miktar yok, parti numarası yok, saklama koşulları yok…
Yani yönetmeliğe göre bu ballar “korsan ürün” niteliğinde.
Ve sonuç: Siirt Üniversitesi’ne 42 bin TL idari para cezası.
Ancak asıl düşündürücü olan cezanın kendisinden çok zamanlaması.
Bu cezanın basına yansımasından yalnızca bir hafta önce, ARI-MER’in ev sahipliğinde TÜBİTAK destekli II. Ulusal Siirt Arıcılık ve Arı Sağlığı Çalıştayı düzenlenmiş.
Evet, ironinin böylesi:
Arıcılık konusunda ulusal çapta iki kez çalıştay düzenleyen üniversite, kendi ürettiği balı mevzuata uygun şekilde etiketleyemediği için ceza alıyor.
Bu tabloyu hangi cümle açıklayabilir?
Elbette her kurum hata yapabilir; mesele hata yapmak değil, hatanın nereden ve kimden geldiğidir.
Tarım ve hayvancılıkta ihtisaslaşmış bir üniversitenin en temel gıda mevzuatına bile uymaması yalnızca kurumsal bir zafiyet değildir; aynı zamanda Siirt’in geleceği adına ciddi bir alarmdır.
Çünkü sektörün önünü açması beklenen kurum, kendi üretiminde dahi standardı sağlayamıyorsa, bu şehir bu yükle nasıl ayağa kalkacaktır?
Siirt’in makus talihi değişecekse, öncülük görevi verilenlerin önce kendi evlerini düzene koyması gerekir.
Üniversite, etiketsiz baldan önce kendi etiketiyle yüzleşmelidir.
Ve gerçekten merak ediyorum:
Siirt Üniversitesi’nin biyografisinde ne yazıyor? “Bilimin ışığında.”
Peki uygulamada nasıl?
“Balcı Meheme yolunda mı?”