Takvimler sekizinci yılı gösterdiğinde ise “ekonomik ömrünü tamamladı” denildi.
Sekiz yıl…
Bir çocuğun okula başlama süresi.
Bir fıstık ağacının yeni yeni ürün verme zamanı.
Demek ki artık Siirt’te beton da çabuk yoruluyor.
Demir EYT’li ki erken emekli oluyor.
Kamusal akıl ise en hızlı tüketilen malzeme hâline gelmiş.
Yağmur yağdı, damladı.
Az yağdı, yine damladı.
Kuraklık konuşuldu, yine damladı.
Gökyüzü ne yaparsa yapsın, meydan aynı cevabı verdi:
“Ben hiç hazır olmadım.”
Otopark su aldı.
Araçlar kireçli suyla yıkandı.
Otopark müşterilerinin sabrı ise test merkezine döndü.
Şimdi yeni bir proje var. İhale yapılmış, yüklenici belirlenmiş, yer teslimi yapılmış. Ardından zarif bir davet: “Görüşlerinizi alalım.”
Teşekkür ederiz. Tam zamanı!
Madem fikir soruluyor, biz de aynı cümleyi ısrarla kuruyoruz. Çünkü bazı hakikatler bir kez söylenince anlaşılmıyor.
Meydan sağlam yapılsın!
Sadece süsle değil, temelle de konuşsun.
Vitrinle değil, mühendislikle, mimariyle, estetikle övünülsün.
Yağmur yağınca gölcüklü romantik yansımalar değil, kuru bir zemin sunsun.
Otoparkı su değil, araç taşısın.
Kent mobilyaları eskir, değişir.
Ama temel kalıcıdır.
Fotoğraf kareleri değil, altyapı uzun ömürlü olsun.
Bir meydan açılış kurdelesini ben keseyim diye yapılmaz.
Kuşaklar boyunca hizmet vermesi için yapılır.
İlk yıllarından itibaren yorgun düşen değil; kırk, elli yıl güven veren bir kamusal alan olsun.
Her yeni yönetimde makyaj isteyen bir vitrin değil,
istikrarın ve kamu kaynağına saygının sembolü olsun.
İdeal meydan tarifini yapmak bugün biraz nafile. Çünkü fikir ihale sonrasında soruluyor. Ama yine de karınca kadarınca kadarıyla kayda geçsin:
Altyapısı görünmez ama güçlü olsun.
Yağmur suyu drenajı, yalıtımı, zemin etüdü kusursuz planlansın.
Şeffaflık yalnızca dosyada değil, uygulamada da olsun.
Ucuz görünen pahalı sonuçlar doğurmasın.
“Bozulursa bakarız” değil, “bozulmasın diye planladık” anlayışı hâkim olsun.
Şehrin ruhunu, kültürünü yansıtsın ama sık değişen modaya kurban edilmesin.
Engelsiz, erişilebilir, güvenli olsun.
Ve unutmayalım:
Bir meydan taş ve betondan ibaret değildir.
O meydan, kamu vicdanının zeminidir.
Zemin çürükse, üstüne ne koyarsanız koyun sarsılır.
Biz renk tartışmıyoruz.
Bank modeline takılmıyoruz.
Aydınlatma direğinin estetiği ikinci planda.
Önce şunu istiyoruz:
Meydan sağlam yapılsın.
Sonra tekrar edelim ki yarın “kimse söylemedi” denilmesin:
Meydan sağlam yapılsın.
Ve bir kez daha, tarihe not düşer gibi:
Meydan sağlam yapılsın.
Gerisi mi?
Umarız sadece boş bir beton alan olmaz. Etkinlik yapılabilen, küçük tek bir kafesi olan, insanların keyifle buluştuğu, çocukların doyasıya oynayabildiği canlı bir yer olur. Ağaç gölgesi de, güneş ışığı da eksik olmaz. Akşamları ışığı güven verir.
Ve en önemlisi…
Siirtli o meydana baktığında kendini görsün.
Kullanmak istesin.
Sahiplensin.