YEREL HABERLER

AV. DİYAEDDİN TEMİZ’İN KALEMİNDEN:İKİ YEREL, BİR GENEL! KADIN TAZİYE EVLERİ!

Bölgede taziye ziyaretleri her geçen gün yaygınlaşıyor ve yeni ihtiyaçları gündeme getiriyor.

Özellikle kadınlar için mevcut aile konutu, kalabalık ve mahremiyet eksikliği nedeniyle çoğu zaman çileye dönüşüyor.
Artık erkek taziye evlerinin yanına, kadınların da rahat ve güvenli bir şekilde taziyelerini yapabileceği, taziye sahiplerinin de zahmet çekmeyecekleri ayrı taziye evleri şart hâle geldi.
Ayrıca belediyenin taziye evleri için bir standart geliştirmesi; su, çay ve şeker ikramı gibi temel hizmetleri sunması, hem sosyal belediyecilik anlayışını güçlendirecek hem de geleneksel dayanışmayı daha huzurlu ve kapsayıcı hâle getirecektir.

ORTA REFÜJ TEHLİKESİ!

Şehir içi çevre yollarında (özellikle Kurtalan Yolu) yaya geçidi ve kavşaklar dışındaki orta refüjlerin geçişe kapalı olması, trafik güvenliği açısından hayati önem taşır. Uzun açık refüjlerde dikili ağaçların ve zambakların arasından kimi zaman sürücüler tarafından görünmeden geçmeye çocuk veya yetişkin yayalar, sürücüler için ani ve öngörülemeyen tehlikeler yaratır; bu durum ani frenler, şerit ihlalleri ve kazaları kaçınılmaz hâle getirir. Refüjlerin kapalı olması, trafik akışını düzenler, riskleri azaltır ve hem sürücü hem de yaya güvenliğini sağlar.
Basitçe söylemek gerekirse, orta refüjler güvenli bir sınırdır; geçişlere açık olursa şehir yolları kazaya davetiye çıkarır.

TAKLİTÇİLER!

Son dönemde tartışma programlarında ve sosyal medyada öne çıkan bazı akademisyenlerde dikkat çeken bir eğilim var: Yurt dışında eğitim almanın kazandırdığı birikimi ülkesine taşımak yerine, her meseleye eğitim gördüğü ülkenin penceresinden bakmak ve kendi toplumunu küçümseyen bir dil kullanmak. Oysa Avrupa ya da Amerika’da okumak başlı başına bir değer olmakla birlikte, asıl kıymet öğrenileni kendi ülkesinin tarihî, sosyolojik ve jeopolitik gerçekliğiyle harmanlayabilmektir; taklit etmek değil, sentez yapmaktır. Demokrasi, insan hakları ve hukuk gibi kavramları sıkça dile getirip çıkar söz konusu olduğunda bu değerleri görmezden gelen küresel egemen pratiğe rağmen hâlâ dünyayı ikiyüzlülerin tezleriyle okumakta ısrar etmek, entelektüel özgüvenden çok zihinsel bağımlılığa işaret eder.

Öte yandan, demokrasi, insan hakları, hukuk, egemenlik ve eşitlik gibi kavramları sık sık dile getirip, iş kendi çıkarlarına geldiğinde bu değerleri kolayca ve hoyratça ayaklar altına alan batının samimiyetini anlamak için daha ne yaşanması gerekiyor? Irak’ın işgali, Libya’nın parçalanışı, Suriye’nin yıkımı, Gazze soykırımı, Ukrayna’nın tuzak savaşı ya da İran üzerindeki bitmeyen baskılar ve saldırılar yeterli değil miydi?
Değerlerin, güç dengelerine göre değiştirildiği bir dünyada hâlâ her gelişmeyi başkalarının tezleriyle okumak nasıl açıklanabilir?

Elbette eleştirelim, sorgulayalım, daha iyisini talep edelim. Fakat milli egemenlik, bekâ ve varoluşsal durumlarda kendi milletimizin çıkarlarını merkeze koyarak yapalım.

Evrensel değerleri reddetmeden, fakat milli egemenlik ve hayati meselelerde kendi milletinin menfaatlerini merkeze koyarak düşünebilmek akademik beklentiden ziyade vatandaşlık refleksidir; aksi hâlde kendi ülkesinin gerçeklerine mesafeli duran bir zihin, eninde sonunda başkasının gündemine teslim olur.