Nereye gittiklerini sordum: Yurt dışı, bu sefer de Phuket. “O kadar yola, zahmete değiyor mu?” diye sorunca verdiği cevap düşündürücüydü: “Dubai aktarmalı gittik, uçak biletleri pahalıydı ama yine de Türkiye’de tatil yapmaktan daha ucuza geldi.” Üstelik alışverişi neredeyse dörtte bir fiyatına yapmışlar.

Artık bu tür cümleleri daha sık duyuyoruz. Yunanistan, Mısır, Balkanlar, Uzak Doğu… Birçok kişi yurt dışını daha ekonomik buluyor.
Asıl soru şu: Kendi ülkemizde tatil yapmak neden daha pahalı?

Elbette turizm sektörünün ciddi maliyetleri var: Enerji giderleri arttı, personel maliyetleri yükseldi, krediye erişim pahalı, vergiler ve kira giderleri yüksek. Oteller bu yükü fiyatlarına yansıtıyor. Bu nedenle fiyat artışlarını tamamen “fırsatçılık” olarak görmek haksızlık olur.

Ancak tablo bununla sınırlı değil. Döviz kurunun sabit seyrettiği bu dönemlerde dahi fiyatların artmaya devam etmesi, yalnızca maliyet artışıyla açıklanamıyor.

Batman Çalışan Gazeteciler Derneğinde Yeni Dönem: Başkanlığa Hatice Türkan Seçildi
Batman Çalışan Gazeteciler Derneğinde Yeni Dönem: Başkanlığa Hatice Türkan Seçildi
İçeriği Görüntüle

Sezon yoğunluğu, yüksek talep ve görece üst segment turizm anlayışı fiyatları yukarı taşıyor. Resmî enflasyon ile piyasadaki artış arasındaki fark da ahlaksız zamlar için gerekçe hâline getiriliyor. Böylece fiyatlar, maliyetlerden çok işletmelerin tercih ettiği fiyatlama stratejileriyle şekilleniyor.

Türkiye mevcut bakan ile birlikte “yüksek gelir grubuna hitap eden” bir turizm modeli izliyor. Bu model yabancı turist için gelir üretirken, yerli orta ve dar gelirli sınıfı sistemin dışına itiyor.

Turizmi “bacasız sanayi” olarak tanımlıyoruz; döviz gelince memnun oluyoruz. Ancak vatandaşın yurt dışına yönelmesiyle oluşan döviz çıkışı pek konuşulmuyor.
Üç tarafı denizlerle çevrili, doğal, kültürel ve tarihî zenginliği bu kadar güçlü bir ülkenin turizm politikasını ağırlıklı olarak yabancı turist üzerine kurması eksik bir yaklaşım olur. Pandemi döneminde ve AB ülkeleriyle dönmesel krizlerde yerli turistin önemi açıkça görüldü.

Bugün Türkiye’de tatil yapmak, orta gelirli aileler için keyifli bir plan olmaktan çıkıp ciddi bir bütçe hesabına dönüşmüş ve üst gelir grubunu bile huzursuz eden sevilere gelmiş durumda. İnsan, kendi ülkesinde tatil yapmayı düşünürken tereddüt ediyor, strese giriyorsa burada dikkate alınması gereken yapısal bir sorun vardır.

2026 yazı bize şunu gösteriyor: Turizm yalnızca “en çok nasıl kazanırım” anlayışı ile ilerlerse, tatil bir ihtiyaç olmaktan çıkar, ayrıcalığa dönüşür.
Oysa insanın kendi ülkesinde tatil yapabilmesi lüks değil, ulaşılabilir bir imkân olmalıdır. Aksi hâlde “Yurt dışı daha ucuz” cümlesi her yaz yeniden kurulmaya devam eder.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizme yönelik maksimum kâr odaklı yaklaşımı, ülke vatandaşının hakkını gözeten ve yerli ekonomik göstergelerle uyumlu bir anlayışla dengelemesi gerekir.