Her fırsatta, her kürsüde, her mecliste adı anıldığında Siirt sevgisini dile getirmiş bir liderden…
Ama bugün Siirt Merkez İlçede O’nun adını taşıyan tek bir eser yok.
Ne bir kampüs, ne bir fakülte, ne bir cadde, ne bir külliye, ne bir kültür merkezi, ne bir kütüphane, ne de hafızaya kazınacak bir yapı.
Bu yokluk bir tesadüf değil; bu, vefanın eksik kaldığı yerde büyüyen bir ayıptır. Ve ayıp, görmezden gelen herkese aittir.
Daha düşündürücü olan ise şudur:
Seçim dönemlerinde ya da bir makam istendiğinde “en çok seven biziz, Siirt bizden sorulur” diyerek ön saflara geçenlerin, konu kalıcı bir vefa eserine gelince derin bir sessizliğe gömülmesi…
Bu sessizlik masum değildir.
Kimse “Beyefendi istemiyor” mazeretinin arkasına sığınmasın.
Belki de mesele hiç sorulmamış, sorulamamıştır.
Cumhurbaşkanımızın önüne, adına yakışır, vizyonu yansıtan, Siirt’e değer katacak nitelikte bir proje konulamamıştır.
Kaldı ki, Cumhurbaşkanımızın ismini taşıyan üniversite, cadde, sokak, bulvar, hatıra ormanı, okul, stadyum vb. yapılan bulunan sayısız ilimiz var. (Kurtalan’da da bulvar var)
İstememek başka, layık bir projeyle kapıyı çalamamak başkadır.
Bir şehir, kendisine iz bırakanları yaşattığı kadar büyüktür.
Siirt, adını her yerde gururla anan bir lideri kendi hafızasında yaşatamıyorsa, sorun liderde veya destek veren Siirtlilerde değil; yerel iradede, yereli yöneten akılda ve suskun kalan vicdanlardadır.
Bu bir parti meselesi değildir.
Bu, bir vizyon, bu bir vefa ve cesaret meselesidir.
Ve artık soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanıdır:
Bu ayıbı Siirt daha ne kadar taşıyacak?




